Anlaşmalı Kurumlar

  • SSK
  • BAĞ-KUR
  • Emekli Sandığı
  • Devlet Memurları
  • 18 Yaş Altı Tüm Hastalar

Nöbetçi Eczane

Bebek-Çocuk

Yazdır

12. ayda bebek-çocuk gelişimi
 Bebeğinizin o bitmez tükenmez enerjisini gördüğünüzde, onun hastaneden eve getirdiğiniz ufacık yaratık olduğuna inanamazsınız. Artık "kendi olma bilinci" çok gelişmiştir. Yani artık kendini "farklı" bir insan olarak görmekte ve boyunu, ihtiyaçlarını ve isteklerini net olarak bilmektedir.Yaklaşık her beş bebekten üçü 12. ayda yürümeye başlar, ancak bunun bir genelleme olduğunu unutmamak gerekir.
Onikinci ay sonunda bebeğinizin ayakta desteksiz durabilmesi, ancak yürümeye hazır olmaması da normal bir gelişim sayılır.Bebeğin ilk adımları genelde düşmeyle sonuçlanır; bu zamanlarda bebeğe sarılmak ve hiçbir şey olmadığını yumuşakça anlatmak onu tekrar yürümesi için cesaretlendirecektir. Düştükten sonra canının yanmasından çok, başarısız olduğu için ağlar. Bu yüzden yanına koşup endişenizi ona gösterirseniz, düştüğü için daha çok üzülecektir.
Bebeğinizin, ayaklandıktan sonra bile emeklemeye devam etmesi sizi endişelendirmemelidir. Yürümeye yeni başlayanlar, emekleyerek istedikleri yere ulaşmaları daha kolay olduğundan bir süre daha emeklemeyi tercih edebilirler.Zaman içerisinde bebek yürüme işlevinin tüm mekaniğini anlayacaktır. Makul bir güvenle, düz bir hat üzerinde yürüyebildiği zaman, köşeleri nasıl döneceğini veya düşmeden, kendi isteğiyle nasıl duracağını keşfedecektir. Hareketli bir bebek oyun parkından veya yatağından tırmanabilir ve bu tehlikeli bir biçimde düşme riskini arttırır. Bebeğiniz tırmanmayı çok seviyorsa, karyolasının bir tarafını biraz aşağı indirebilirsiniz, böylelikle daha rahat içeri girer veya dışarı çıkar, ancak odayı olası tehlikelerden arındırmalısınız.Bebeğiniz kaşık veya çatalı çok iyi kullanmasa da kendi kendine yemek yiyebilir.
Uygun zamanlarda elleriyle yemek yemesine izin verin ve yaptığı dağınıklığı hoş görün. Genelde, ebeveyn yemek yedirdiğinde, bebeğin zorlandığını düşünür ve aslında o yemeği sevse bile reddedebilir. Bu dönemde bebeğiniz, biraz daha hareketlendiğinden, kilo alması yavaşlar. Gün içinde tek öğün yiyip, birkaç yiyecek dışında önüne sunulan her şeyi reddedebilir. Az yediğini düşünmenizin bir nedeni de sindirim sisteminin artık yemekleri eskisinden daha etkili bir biçimde sindirmesidir. Yemek yeme alışkanlıklarının yanı sıra yemek tercihleri de bu dönemde oldukça belirginleşir. Aniden bebeğiniz çok sevdiği muzu reddedip her öğün elma yemek isteyebilir. Bu tamamen normaldir.
Bu dönemdeki bebeklerin gün içinde en az bir kez dinlenmeye, yani uykuya ihtiyaçları vardır. Genelde uyku için en iyi zaman öğle yemeğinden hemen sonra olmakla birlikte, bu her zaman gerçekleşemeyebilir. Kendi düzeninize ya da onunkine uygun olarak, bebeğinizi farklı zamanlarda uyumaya teşvik edebilirsiniz.
Bu ayın başında bebeğiniz, gündelik eylemleri ile ilgili ona söyleyeceğiniz pek çok şeyi anlar. Bu ay sonunda bir iki kelimeyi kendine özgü bir şekilde söyleyebilir.Bebek hala uzanabildiği her şeyi anlamaya ve öğrenmeye çalışmaktadır. Eline aldığı her şey kurcalanmalı, sallanmalı ve yere atılmalıdır. Işığı açıp kapamak ise en heyecan verici oyunlardan birisidir. Hareket eden hemen her nesne onu cezbeder ve artık nesneleri parçalara ayırmaktan değil, bir araya getirmekten hoşlanır.
Oyuncak satın alırken, oyuncak kutularının üzerindeki yaş sınırlamalarına özellikle dikkat etmelisiniz. Bunlar çocukların zihinsel kapasitelerinin yanı sıra güvenlik nedenleriyle de konulmuştur. Eğer kutudaki yaş sınırı 3 yaş üzerini gösteriyorsa, bunun nedeni bu oyuncakların daha küçük yaştakilerin ağızlarına sokabilecekleri küçük parçalarının olmasıdır.Artık daha karmaşık oyunlardan hoşlanır. örneğin elbiselerini kendi çıkarmak isteyebilir.Bebeğiniz bir an çok anlayışlıyken hemen sonrasında huysuzlaşabilir ve dediklerinizi dinlemeyebilir. Etrafında oynayacak birileri olduğunda dediklerinizi daha kolay kabul eder. Her ne kadar bu dönemde beraber oynamasalar da yakınında bir yaşıtı olması hoşuna gider, ancak genelde daha büyük çocuklarla oynamayı tercih eder.
Oyuncak hayvanlar bu dönemde bebeğinizin favori oyuncaklarıdır ve genelde 1-2 tanesine çok bağlanırlar. Bu oyuncaklar genelde uykuya "geçişe" yardımcı olup, sizin bir alternatifiniz olurlar.Her çocukta farklılık göstermekle beraber ayrılma korkusunu bu dönemde yoğun yaşarlar. İnsan yadırgama da aynı şekilde değişkendir: bir yere gidildiğinde yakınında olmaya çalışın, evdeyken bebek kendi başına dolaşabilir ve keşfe çıkabilir. Her ne kadar yadırgama son bir iki aydır azalmış olsa da hareketlendikten sonra tekrar başlayabilir.
Bu ay sonunda bebeğiniz bir mizah anlayışı geliştirecektir. örneğin yaptığı bir şeye güldüğünüzü gördüğünde bunu tekrar tekrar yapar. Bu dönem bebeğiniz aynı zamanda farklı ruh hallerini de yansıtacaktır. Bebeğin ruh hali tamamen sizin ruh halinize bağlıdır; eğer siz çok sinirliyseniz, bebeğinizi sakin tutmak pek mümkün olmayacaktır. Sinirli olduğu zamanlarda kısa bir süre için bebeği odasında yatağına bırakıp, kapısını kapatabilir ve biraz sakinleşmesini bekleyebilirsiniz. Göreceksiniz, gösterecek insan olmadığında bebeğinizin siniri hemen geçecektir.
Bebeğinize disiplin verirken tutarlı olmanın önemini daha önce belirtmiştik. Ancak yaşı ilerledikçe çevresinde her şeyin tutarlı olmadığını anlayacaktır. Eğer sürekli bebeğin arkasında koşturursanız, bir zaman sonra size dikkat etmeyi bırakacaktır. Planladığınız disiplin taktiklerini tehlike potansiyeli olan veya çevresini rahatsız eden durum ve davranışlar için saklamalısınız. Hatırlanması gereken ne kadar az kural olursa, bunları uygulaması da o kadar kolay olur.
Yakında bebeğiniz 1. yaşını kutlayacak. Her ne kadar bu yaşgünü, bebekliğin bitişini gösterse de bebekçe davranışların bitmiş olduğunu göstermez. Ancak bebekliğin verdiği çaresizlik dönemi arkada kalmış ve olgunlaşma dönemine girilmiştir. Ve sizin "çok özel" bebeğiniz, "çok özel" bir çocuk olma yolunda hızla ilerlemektedir.

12.ay dönüm noktaları
Sosyal, Fiziksel ve Zihinsel Gelişim
Anne-babaya, tanıdıklarına ve sevdiği nesnelere şefkat ve ilgi gösterir.Uykuya karşı direnir.Ruh halleri değişkenlik gösterir.Anne-babadan ayrılmaya karşı çok tepki gösterir.Ebeveynlerden, gereğinden fazla yardım bekler.Sevmediği yemeklere veya yemek yedirilmeye direnir.Espri anlayışı gelişir.Kalkma, yürüme ve dolaşma karışımı bir eylem içersindedir.Tutunmadan bir iki adım atar veya tekerlekli bir oyuncağa dayanarak yürür.Karyoladan tırmanabilir.Merdiven çıkabilir.Ayaktayken kolayca oturma pozisyonuna geçebilir.çömelme pozisyonundan ellerini kullanarak ayağa kalkabilir.Telefon, araba gibi oyuncakları kullanmayı öğrenir.Bir eli diğerine tercih eder. İki nesneyi kol altlarına sokup, üçüncüsünü eline alabilir. Kendisine verilen talimatları ve söylenilen pek çok şeyi anlar."Anne" dışında bir iki kelime daha söyleyebilir.Dergi ve kitaplardaki hayvanları tanır.Kaybolan bir nesneyi, görmese bile son bulduğu yere bakar. Olayları daha uzun süre hatırlar.

 Bebeklerde diş çıkarma dönemi
Bir bebeğin diş çıkardığının ilk belirtisi yanaklarındaki kızarıklık, aşırı salya ve parmaklarını çiğnemeye başlamasıdır. Lokal anestezi içeren bir diş çıkarma jeli onu biraz olsun rahatlatacaktır ama bu jelin alerji yapıp yapmadığını kontrol etmelisiniz. Bu kendini diş etlerinde kızarıklık ve şişlik olarak gösterir.
Altı aylıkken bebeğinizin süt dişleri çıkmaya başlar ve yaklaşık iki buçuk yaşındayken yirmi kadar dişi çıkmış olur. Her diş iki bölümden oluşmaktadır: Taç kısmı, ağızda görülen kısımdır ve kök kısmı, dişleri çeneye bağlayan kısımdır. Dişin dış kısmı taç kısmını koruyan ve çiğnemek için sert bir zemin sağlayan mine ile kaplıdır. Yeni çıkan dişlerin minesi tam olarak gelişmediği için onları güçlendirmek için 6 ile 12. aylar arasında kalsiyum ile birlikte bazı diğer minerallere de gereksinimleri vardır. Normal koşullarda bu mineraller, çocuğun ağzındaki tükürükte bulunur ve dişlerde birikmeye başlarlar. Ancak kalsiyum ve fosfatlar, ağızda yaşayan bakterilerin yol açtığı asitlerin saldırısına uğramaktadırlar. Bu bakteriler asit oluşturmak için genellikle şeker gibi karbonhidratları kullanırlar.
Bebeğinizin karbonhidratlara gereksinimi bulunmaktadır ama sakroz, fruktoz ve glikoz gibi birçok basit şeker içeren yiyecek ve içecekler dişleri tahrip eden asit üretimini artırırlar. önemli olan bebeğin yalnızca ne miktarda şeker aldığı değil aynı zamanda şeker içeren yiyecek ve içecekleri ne sıklıkta aldığıdır. Yavaş iç ilen içecekler ya da yavaş yenen şekerli yiyecekler, ağzın şeker içeriğini daima yüksek tutarlar ve kalsiyum ile fosfatların ortamdan uzaklaştırılması için uzun, ama yerlerine konması için kısa bir zaman kalmış olur.
Şeker içeriği düşük yiyecek ve içecekler dişler için daha iyidir çünkü önemli olan toplam şeker miktarıdır. Bu sebepten bebeğin besinlerine ya da içeceklerine şeker eklernemeniz gerekmektedir ve konsantre içecekleri sulandırarak şişelerde değil kaplar içinde vermek daha iyidir.

ÇOCUK Gelişim Dönemleri
Çocuğun gelişimi ve eğitimi açısından okul öncesi dönem büyük önem taşır. Çocuğunuzun gelişimine ilişkin temeller bu dönemde atılır. Çocuğun gelişimini incelemek pek çok yönden yararlıdır. Önce gelişim basamaklarında ortaya çıkan yeni yetenekler ve davranış özellikleri saptanabilir; sonra gelişimin her çocuktaki niteliğinden gelişim yönü ve hızı kestirilebilir. Kişisel ayrılıklarla birlikte ortak yanların bilinmesi çocuk eğitiminde izlenecek yolu belirler.
Gelişim Dönemleri 2.5 YAŞBu yaş dönemi, gelişimin en büyük kriz dönemlerinden biri olarak kabul edilir. Bu zorlu dönemde çocuk dengesiz, olumsuz, kararsız ve isyankardır. Büyüklerinin sözlerini dinlemez, hatta tersini yapar, eylemleri kısıtlandığında öfkelenir, çevresinden yardım istemez, kendi başına başarmayı amaçlar. Bu dönem her çocukta görülebilen doğal bir geçiş evresidir. Ancak bu evrede oluşan saplantılar ve aşırı gerginlikler, ileriki yıllarda inatçılık ve direnç belirtileri şekline de dönüşebilir. Bu yaşta çocuklara nasıl yardımcı olunabilir:
Günaydın dendiğinde Günaymadı cevabının verilebildiği bu olumsuzluk evresinde çocuklar, başkalarıyla paylaşma konusunda zorlanacak ve rekabet duygusu yaşayacaklardır. Diğerleri üzerinde otorite kurmaya çalışırken, bir yandan da bağımsız olmayı isteyecekler, bir yandan da yetişkinlerin onayına ihtiyaç duyacaklardır. Zaman zaman otoriteye öfke ve terslikle karşı çıkılan bu dönemde çocukların olumsuz davranışlarını görmezden gelmek, kısa bir süre ilgisiz kalmak, tartışmaya girmemek, sürtüşmemek, bir başka etkinliğe yöneltmek ve bu arada sizlerinde başka bir şeyle meşgul olması gerekmektedir. Ancak olumsuz davranışı bittiğinde ilgilenmek en doğrusu olacaktır.
Hırçınlaştıkları, olumsuzlaştıkları, öfke nöbeti geçirdikleri dönemlerde sakin ve sabırlı bir tutum izlenmelidir. Anne babalar böyle bir zamanda tüm dikkatlerini çocukları üzerinde yoğunlaştırıp, göz kontağı kurarak, kabul belirtisini beden diliyle de ifade etmelidir. Ciddi bir yüz ifadesi takınıp, çocuğa yaklaşıp onu dinlemek en doğrusudur. Kararlı bir ses tonuyla konuşmak gereklidir. Unutulmaması gereken bu kriz döneminin gelişimin normal bir evresi olduğu ve geçici olduğudur.
Yine bu dönemde çocukların çabaları desteklenmeli, hataları görmezden gelinmelidir. Tüm başarıları övülmelidir.
Oyunda paylaşmayı öğrenebilmeleri için başkalarına bir şeyler vermesini gerektiren oyunlar oynanmalıdır.
Zıplama ve ayak ucunda yürüme faaliyetlerinin yer aldığı oyunlarla, top ve koşmaca yoluyla enerjilerini harcamaları sağlanmalıdır. Özellikle yeşil alanda gerçekleştirilecek, çocuğu yoran bu tür oyunlar hem çocukların uyku düzenine yardımcı olacak hem de günlük gerilimden arınmalarını sağlayacaktır.

3 YAŞ
3 yaşındaki çocuk artık çevresinde kendisinden bağımsız bir dünyanın varlığını ve kendisinin o dünya içinde bir birey olduğunu kabul etmiştir. Bu evrede çocuk kendine özel ayrı bir benlik ve cinsiyet duygusu geliştirmeye başlar. 3-4 yaşlarında çocuklar, grup halinde oynamaya, oynarken birbirleriyle konuşmaya ve grup içinde oynamak istediklerini seçmeye başlarlar. En çok rastlanan ortak davranış, birbirlerini seyretme ve konuşmadır. Okul Öncesi DönemiCinsel faaliyet ne zaman başlar? Annenin rahmindeyken mi, yoksa doğumdan sonra mı? Doğumdan önce sertleşmenin olduğundan bugün kimsenin kuşkusu kalmamıştır. Doğum odasında cinsel organların tepkileri gözle görülür niteliktedir. Pek çok erkek çocuk penisi sertleşmiş biçimde doğar, pek çok kız çocuğunun ise dölyolundaki salgı bezleri doğumdan itibaren çalışmaya başlar. 3 ay civarında çocuk ellerini kullanmaya başlar başlamaz dişi ya da erkek olsun cinsel organıyla oynamaya başlarlar. Bebekler bunu hoşlarına gittiği için yaparlar yani bu erken uyarılma değil, keşiftir. Kimi anne-babalar bebeklerin bu tür davranışlarından hoşlanırlar kimileri ise hoşlanmazlar. Çocuğun bu keşiften haz alması, doğal bir süreçtir, kaygı duyulmamalıdır. Yuvaya başlamış olan çocukta, cinsellikle ilgili uğraş yoğun olarak devam ediyorsa, bu bir problem işareti olabilir çünkü çocuklar rahatlamak için, kendilerine dönerler. Çocuğun cinselliği ile ilgili yoğun uğraşı rahatsızlık veriyorsa, görmezlikten gelinebilir ya da odasında yapması söylenebilir. Önemli olan, çocuğa verilen mesajın, çocuğu utandırmayan ve yaptığının yanlış olduğunu belirtmeyen ifadeler içermesidir. 5 yaş civarında, çocuk artık cinsiyetinin farkındadır ve bu yönde cinsel kimlik geliştirmeye başlar. Doğal gelişim süreci içerisinde, çocuğun model olarak aldığı yetişkin evli olduğu için, kız çocuk babasıyla, erkek çocuk annesiyle evleneceği hayallerini kurar. Çocuğa bu dönemde sarılarak, sevgi göstererek, anne ile babanın birbirleriyle evli olduğu, büyüdüğünde onun da birini sevip evleneceği anlatılmalıdır. Bu dönemin ardından, çocuk kendisine hemcinsi olan ebeveynini model alıp, idealindeki ebeveyn gibi olmaya çalışacağından, gelişim dönemleri doğal karşılanıp, olumlu iletişimler kurulmalıdır. Bazı oyunlar çocuğun cinsel açıdan çeşitli düşlerini ve meraklarını ifade etmesi açısından ilginçtir. Evcilik oyunu bunlardan biridir. Çocuk bu oyunda anne ya da babayı oynamak ister. Bu oyunda genellikle evdeki yaşamı taklit eder, anne ya da baba gibi davranmaya çalışır. ""Ben nereden geldim"" sorusuna; ""Annenle ben birbirimizi öyle çok seviyorduk ki, bir yavrumuz olmasını istedik. Sadece sarılmak yetmedi, cinsel organlarımızın da birbirini sevmesi gerekiyordu. Babanın cinsel organı büyüdü çünkü yapacak çok işi vardı. Onun cinsel organından çıkan hücreler annenin rahmindeki (bebek yuvası da denebilir) yumurta ile birleşti"" cevabını verebilirsiniz. Kız çocuklarına bebek yuvasının boyunu yumruğunu sıkarak gösterebilirsiniz. Bedeninin kendine ait olduğunu fark etmesi ve istemeden kimsenin ona dokunamayacağını, özgüven oluşumu için hayır diyebilmeyi öğretmeliyiz. Çocuklar anne-babalarından edindikleri bilgileri arkadaşları ile paylaşırlar, bunda da bir sakınca yoktur. Ancak kendi cinsel yaşamınızla ilgili bilgileri vermeyin. Böyle bir soru sorduğunda bunun sizin için özel olduğunu, paylaşmak istemediğinizi belirtin. Çocuğunuz sizi çıplak, giyinirken görürse doğal olun, paniğe kapılmayın çünkü çocuk anne ya da babanın anatomik yapısını gözlemler. Ama bunu özellikle de yapmayın, uzun süre çıplak dolaşmayın. 3 yaşından önce anne-babanın çocuk ile beraber yıkanmasının bir sakıncası yoktur ama 3 yaşına girmesiyle cinsel kimlik ve mahremiyet oluşmaya başlayacağından beraber yapılan banyolara son verilmelidir. Çocukların cinsel eğitimi yıllara göre farklılık gösterse de süreklilik gerektirir. Örneğin temizlik alışkanlığı küçük yaşlarda edinilir; ilerleyen yıllarda olumlu ya da olumsuz yönde etkilenir. Bu yaştaki çocuklara nasıl yardımcı olunabilir:
Çocuklar bu dönemde yetişkinlerden çok yaşıtlarıyla konuşmak isteyeceklerdir. Bu sebeple diğer çocuklarla bir arada olabilecekleri ortamlar hazırlanmalıdır. Bu dil gelişimi için de faydalı olacaktır. Okul öncesi eğitimini gerekli kılan nedenlerden biri de budur.
Çocukların zaman içerisinde bağımsızlıklarını öğrenebilmeleri için kendi kendilerine yetmelerine ortam hazırlamak gereklidir. Örneğin gardırobundan yazlıkları kaldırıp kışlıklar arasından kendi elbisesini kendisinin tek başına seçmesine şans tanınmalıdır. Kararlarına saygı duyulmalıdır. Bu nedenle tartışma ve sürtüşmelerden kaçınılmalıdır.
Birlikte gidilen kitapçıdan kitabını kendi başına seçmesine izin verilmelidir.
Düzen alışkanlığının kazandırılması için ""Oyuncakların dağılmış, istersen birlikte toplayalım"" diyerek teşvik edilmelidir. Ardından başarısı takdir edilmelidir.

4 YAŞ
4 yaş çocuğu isteklerinin anında yerine getirilmemesini anlayışla karşılamayı öğrenmeye başlar. O artık kendi dışındaki dünyanın kuralları olduğunu, başkalarının hak ve istekleri olduğunu görür ve beklemeyi öğrenir. 4 yaş çocuğu değişken bir görünüm sergiler. Genellikle yarım bırakılan bir şeye karşı duyarsızdır. Sorgu çağı 4 yaşında en yüksek düzeye ulaşır. Bu yaştaki çocuklara nasıl yardımcı olunabilir :
Bu dönemde çocuklarla konuşurken tam ve düzgün cümleler kurmaya özen göstermek gerekir.
Çocukların sorgu çağını yaşadıklarının bilincinde olarak tüm sorularını sabırla yanıtlamak gerekir. Onlar dış dünyayı biz büyüklerin aracılığıyla öğreneceklerdir. Bütün bunları yapabilmek için çocuğa zenginleştirilmiş bir yakın çevre ortamı sunulmalıdır. Bu da evde oturup televizyon seyretmekle değil, birlikte yürüyüş, tiyatro, sinema, müze, konser, maç gibi farklı türdeki ortak etkinliklerle mümkün olur.

5 YAŞ
Daha bilgili ve olgun bir birey görünümünde olan 5 yaş çocuğu, çevresine karşı dostça bir yaklaşım içerisindedir. En belirgin özellikleri arasında, yeterli ve dengeli oluşu gelmektedir. 4 yaş çocuğu, yarım bırakılan bir şeye karşı duyarsızken 5 yaş çocuğu başladığını bitirmeyi sever. Artık daha çabuk karar verir. Kas hakimiyeti gelişmiştir, düzenli cümleleriyle insanlarla olan kişisel ve sosyal ilişkileri artmıştır. Bu yaştaki çocuklara nasıl yardımcı olunabilir :
Anne babalar bu dönemde çocukların sorularına bıkmadan cevap verip, olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde anlatırlarsa, hem çocukların sözcük bilgisini artırmış hem merak duygularını tatmin etmiş hem de olayları birbirine bağlamalarına yardım etmiş olurlar.
Son olarak;Çocuğun ilk altı yılı, bireyin gelişiminin temel taşlarını oluşturması, temel bilgi ve becerilerin bu erken gelişim yıllarında kazanılması nedeniyle büyük önem taşır. 0-6 yaş arası çocuk gelişiminin hızla yönlendiği kritik yıllardır. Bu erken gelişim yıllarında temeli atılan beden gelişimi, psiko-sosyal gelişim ve kişilik yapısının, ileri yaşlarda yön değiştirmekten çok aynı yönde gelişme şansı daha yüksektir. Araştırmalar, çocukluk yıllarında kazanılan davranışların yetişkinlikte, bireyin kişilik yapısını, tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını büyük ölçüde biçimlendirdiğini ortaya koymaktadır. Çocuk, 0-6 yaş döneminde, yaşaması ve yaşama umutla, mutlulukla bakması gereken en önemli şeyi öğreniyor: Sevgiyi… Çocuk bu dönemde, ilerde kendisine başarı getirecek çok önemli bir şeyi yaşayarak öğreniyor: Özgüveni… Çocuk bu dönemde, ileride kendisine yardımcı olacak önemli bir şeyi keşfediyor: Yeteneklerini… Çocuk bu dönemde, kendi yaşıtlarıyla birlikte olabilmesini sağlayan çok önemli bir yeteneğini geliştiriyor: Paylaşmayı… Çocuk bu dönemde,kendisi için gerekli olan bir özelliğini geliştiriyor: Cesaretli olmayı … Çocuk bu dönemde, mutluluğu adına bir şey öğreniyor: İnsanlarla sağlıklı iletişim kurmayı…