Beslenme ve Şişmanlık

Yazdır

Beslenme, büyüme, yaşamın sürdürülmesi ve sağlığın korunması için besinlerin kullanılmasıdır. Beslenme, 20.yy. başlarından itibaren bir  bilim  dalı  olarak gelişmiştir. Bu bilim dalı;  

 

1-     Beslenmede esas olan besin türleri, miktar, özellikleri ve vücut çalışmasındaki işlevlerini,  

2-     Besinlerin bileşimi, fiziksel ve kimyasal özellikleri, üretimden tüketime değin uygulanan işlemlerinin besin kalitesine olan etkilerini, 

3-     Değişik yaş, cinsiyet, çalışma ve özel durumda olan bireyler ve gruplar için uygun beslenme programlarının yapılmasını inceler. 

Yapılan araştırmalar; yetersiz  beslenen toplumlarda, çocuk ölüm hızının, yeterli beslenen toplumlardan 10 kat daha yüksek olduğunu göstermektedir. Yetersiz beslenme aynı zamanda zeka gelişimini de olumsuz yönde etkilemektedir. Işçinin verimliliğini, gebe ve emzikli kadınların sağlığını, özetle yaşam kalitesini etkileyen en önemli faktörlerden biridir. 

Günümüz sağlık sorunlarının en önemlilerinden biri şişmanlıktır. Şişmanlık birçok yönden kişinin sağlığını olumsuzetkiler: 

1- Ağır bir vücudun taşınması zordur. Eklem ağrılarına ve hareket güçlüğüne sebep olur. 

2- Gençlerde komplekse neden olur. 

3- Fiziksel  ve zihinsel hareketsizliğe neden olur. 

4- Kalp, damar, böbrek ve pankreas gibi sistemlerde fonksiyonel bozukluklara yol açar. 

5- Bazı kronik hastalıkların oluşum riski artar. Tüm bunların yanı sıra şişman bireylerdeki riskler gibi normal kilonun altındaki ağırlığa sahip olmanın da yaşam süresini kısalttığı belirtilmiştir.

 Şişmanlık uzun süren enerji dengesizliği sonucudur. Bunun çeşitli nedenleri vardır:

1- Fazla yeme, 2- Hareketsizlik, 3- Psikolojik bozukluklar, 4- Metabolik ve hormonal bozukluklar. 

İnsanlar maalesef kendi vücutları ve yaşam şekilleri hakkında yeterli bilgiye sahip değiller. Hastalarımızın beslenme hikayelerini alırken fark ediyorum ki, yaşamları boyunca yedikleriyle hemen hiç ilgilenmemişler. “Ne varsa onu yiyiyorum, annem ne yaparsa onu yiyiyorum …” şeklinde yanıtlarla karşılaşıyorum.

 Koşullar böyle bile olsa önümüze gelen yemeğin genellikle sebze grubu mu, et grubu mu, kızartmamı olduğuna dikkat edebiliriz. Oysa beslenmemizi kaderine terk etmişiz şeklinde bir tablo var ve bu da işin ürkütücü tarafı. Bazı ailelerin evlerinde pişen yemeklerin enerji değeri yüksekse evde genel olarak şişmanlık sorunu olabilir. Aynı zamanda bu özellik, şişmanlığın genetik olabileceği fikrini de aklımıza getirir. Ayrıca yaşam şekli, şişmanlıkta son derece etkilidir. Ağır işte çalışanlar arasında şişmanlığa az rastlanmasına rağmen memurluk gibi masa başı işlerde çalışanlarda şişmanlık sorunu sıktır. Bu da fiziksel hareketin şişmanlık üzerindeki etkisini açıkça göstermektedir. Bazı insanlar üzüntü, sıkıntılarını örtbas etmek için aşırı yemeye eğilimli olabilirler. Psikolojik bozukluklar yeme davranışımızı etkileyen faktörlerdendir. Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlar, bu da harcanan enerjiyi azaltır. Eğer alınan enerji de uygunşekilde azaltılmazsa zamanla şişmanlık kaçınılmaz olacaktır. Bazı  şişmanlıklar ise hormonal ve metabolik nedenlere dayanır.Şişmanlığın, onlarca nedeni olmasının yanı sıra çözümü de vardır. Buradaki kritik nokta şişmanlamanın kolay ve keyifli olması, zayıflamanın ise zor ve sabır isteyen bir süreç olmasıdır. Kişi tükettiği besin ve içeceklerin sağladığı enerji ile harcadığı enerji (yaptığı fiziksel aktivite türü, süresi) konus unda gerçekçi ve bilinçli olmalıdır. Haftada 1 kez tartılmak, vücut ağırlığının durumunu öğrenmek ve gerektiğinde beslenme şeklini değiştirmek için fırsat olabilir.Şişmanlığın saptanmasında en çok kullanılan yöntem: Beden Kitle İndeksi (BKIŽ) dir. Bu hesaplama şu şekilde yapılır: Ağırlık (kg) / Boy (m) x Boy (m) Ör; 95 kg bir insanın boyu 1.82 ise (95 / (1.82x1.82) = 28,68  Bu insan şişmandır.Çıkan sonuç 20 ile 25 arasında ise kişi şişman değildir. Ancak 20 nin altı zayıf, 25 in üstü şişman olarak nitelendirilir. 

Zayıflama programını mutlaka bilinçli olarak yapmak gerekir. Bilinçsiz şekilde bir takım farklı uygulamalar ile yapılan zayıflama çabalarının bedeli çok ağır olabilir. Hızlı kilo verildiğinde süreç içinde o kilolar hızla geri alınacaktır. Daha sonra bozulmuş metabolizmalar ile diyetisyen ve doktor ziyaretleri başlayacaktır. Sağlıklı beslenebilmek için genel bazı kurallara dikkat etmek gerekir. Günde 2-2,5 lt su içilmelidir. Şeker ve şekerli gıdalar diyetten çıkarılmalı, hamur işleri tüketilmemeli, fast food beslenilmemeli, katı yağ kullanılmamalı, meşrubat tüketilmemeli ve abur cubur yenmemelidir.

 Günde 3 ana 3 ara öğün şeklinde toplam 6 öğün beslenilmelidir. Metabolizmanın daha yavaş çalıştığı günün geç saatlerinde yemek yenmemeli, fiziksel hareket arttırılmalı, yağda kızartma ve kavurmalardan uzak durulmalı, ızgara ve suda pişirme yöntemleri tercih edilmeli, posalı besinler (sebze, meyveler ve kepekli ürünler vb.) tüketilmelidir. Sağlıklı nesiller için ailelerin beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi gereklidir. Sağlıklı nesiller  için sağlıklı beslenen aileler olmak zorundayız. Atalarımız “can boğazdan gelir” demişler ve çokta doğru söylemişlerdir. Ancak bu sözü kaçış noktası olarak görüp, boş ver yiyelim diyenler “can  boğazdan gider” şeklinde bir sonla karşılaşabilir.  Bugün tüm dünyada önemli bir sorun olarak varlığını sürdüren şişmanlık genel yaşam kalitesini son derece olumsuz etkilemektedir. Sağlıklı beslenmek demek her güne mutlu, zinde uyanmak, sağlıklı uyumak rahat yaşamak demek ….. Sağlığınızın değerini bilelim, sağlıklı beslenelim...  Zayıflama programını mutlaka bilinçli olarak yapmak gerekir. Bilinçsiz şekilde bir takım farklı uygulamalar ile yapılan zayıflama çabalarının bedeli çok ağır olabilir. Hızlı kilo verildiğinde süreç içinde o kilolar hızla geri alınacaktır. Daha sonra bozulmuş metabolizmalar ile diyetisyen ve doktor ziyaretleri başlayacaktır .